• Damar sertleşmesi neden olur?
    Bu hususta iki teori vardır :
    1. Zorlanma teorisi.Kalbin her çarpışında kan, damarlar içine atılır. Doğduğumuz andanıberi milyonlarca ufak darbeler her an kan damarlarının duvarına çarpmaktadır. Böylece kan damarı tazyike ma­ruz kalır ve zamanla yıpranır. Damar sertliği­nin yaşla artışı bu teori lehinedir. Kalb dama­rının tıkanmasına en çok sol taç atardamarının aşağıya, kalb ucuna doğru kıvrıldığı yerde rastlanır. Sebep, buranın en fazla kan darbesine maruz kalmasıdır. Nitekim ayak damarları, kol damarlarından daha çasbuk ve daha fazla sert- : leşir; çünkü ayak damarları tazyike, zorlammt-ya daha fazla maruzdur. Meşhur Viyanalı patolojist Erdheim ölüyü muayene ederek hayatta iken sağ elini mi kullandığını veya solak mı olduğunu söyliyerek herkesi hayrete düşür­müş. Sonradan sırrım ifşa etmiş : hangi kol da­marında fazla sertleşme varsa o kol hayatta fazla kullanılmış demektir, binaenaleyh solak­ların sol kol damarlarında sağdan fazla sertleş­me bulunur.
    Bu teorinin çok esaslı noktaları varsa da yalnız başına damar sertliğini izah edemez. Zi­ra, çocuk yaşındaki kimselerde bile damar sert­liğine raslanmaktadır. Demek ki sadece zorlanma, yıpranma, yaşlanma damar sertliği husu­lü için kâfi gelmez.
    2. Kolesterol teorisi. —Bu teoriye göre damar sertleşmesinin se­bebi vücudun yağları ve diğer bazı yağlı mad­deleri iyi kullanamamasıdır. Hücrelerin yapıl­ması ve tahribi işinde bir bozukluk olduğu va­kit kolesterol ve diğer yağlı maddeler kalb da­marlarının iç zarına girerler ve orada tortula­nırlar. Yağ tortularının en tahrip edicilerin­den biri olan kolesterol maddesi sütte, yumurta sarısında, beyinde, karaciğer ve böbrekte bol miktarda bulunur. Kolesterol icap ettiği yerde bulunduğu zaman tamamen zararsız, hattâ fay­dalı bir maddedir.
    Vücut kolesterolü yalnız gıdalardan almaz, kendisi diğer maddelerden de yapabilir. Safra taşlarında ve bazı kanser dokularında da koles­terol bulunur.

    Kategori Benzerleri

    Tags: , , , , , , , ,

  • Arazları Nelerdir?
    Kalb enfarktüsünün arazlarını kısaca yaz­maktan maksadım kendinizde veya yakınlarnızdan birinde bu arazlara rastlarsanız hemen acil tedaviyi yapabilmeniz ve en yakın hekime müracaatınız içindir. Yoksa sizin kendi kendinize teşhis komanız imkânsızdır. Enfarktüsle karışan hemen 15 kadar hastalık vardır, bunu ancak anlayışlı bir hekim ayırt edebilir.
    Ağrı en başlıca şikâyet sebebidir. Ağrır bir çok tipleri vardır: göğüste tazyik hiss sanki bütün kaburgalar birbirine geçiyormuş gibi bir his, yakıcı, kaynar su dökülüyormuş gibi bir ağrı. Bazı kimseler sadece göğüslerinin ortasında ufak bir sıkıntı duyarlar. Bazılarında ağrı yalnız kollarda ve bileklerdedir. enfarktüsünde ağrı tipik olarak göğüs kemiği­nin orta ve alt kısmındadır, zannedildiği gibij solda kalb nahiyesinde değil. Ağrı kollara, boyna, çenelere, sırta ve karna intişar edebilir. Sol meme hizasında veya onun dışında duyulan ağrılar için hekiminiz ekseriya başka bir sebep arar. Korkudan yatakta kıvrılıp yatanlar oldt ğu gibi ağrıyı geçiririm ümidiyle odanın içinde dönüp dolaşanlar veya ağrının şiddetinden düşüp bayılanlar da vardır. Ağrı yarım saat veya* bir iki gün devam edebilir. Ağrının sebebi kalbi etine gelen oksijenin birden azalmasıdır. Kalbi damarlarından biri tıkandığından kalbin muayyen bir parçası oksijenden mahrum kalır. Binaenaleyh ister hareket edilsin, ister hiç kımıldanmadan yatılsın ağrı bir türlü geçmez. Şayet daha önceden kalb anjini nöbetleri mevuct idiy­se hastalar yine aynı anjin nöbetinin geldiğini sanırlar, fakat bu öncekilerden farklıdır: ön­ceki nöbetler dil altına trinitrin koymak­la geçerken bu bir kaç trinitrine rağmen geç­mez; evvelkiler istirahatle 3-5 dakikada hafif­lerken bu hafiflemez. Hastalar ekseriya büyük bir korku içinde olup hemen öleceklerini sanır­lar. Yüz kül gibi soluk gri renktedir. Buz gibî terler boşanır, geğirme, kusma, gaz çıkarma ola­bilir. Hattâ ekseri bu gibi vakalar mide bozuk­luğu, apandisit, gaz sancısı zannedilir. Yanlışlık­la ameliyata gönderilen hastalar bile vardır.
    Bir iki gün sonra hasta kendisine gelir, bu sefer de tansiyonu düşmeye başlar, biraz da ateşi yükselir. Miyokart einfarktüsü hiç ağrı ol­madan da sol kalb kifayetsizliği ile başlıyabilir. Bazan da o kadar hafiftir ki şahıs farkına bile varmaz, ancak sonradan alman elektrokardiyogram işi meydana çıkarır. Kalb enfarktüsünün kesin teşhisi elektrokar­diyografi ile konur.

    Kategori Benzerleri

    Tags: , , , , , , , , ,

  • Enfarktüsünün Tedavisi Tıbbın devamlı surette hamleler yapmak­ta olduğu bir devirde yaşamaktayız. Her gün yeni bir ilâç, yeni bir usulü keşfedilmekte, icat edilmektedir. Burada sizlere anlataca­ğım bazı ilâçları, usulleri üç dört sene önce ya­zılmış olan tifo kitaplarında bulamazsınız. Belki birkaç sene sonra daha yenileri çıkacaktır. Bugünkü vasıtalarla damarını tıkamış olan pıhtıyı hemencecik eritiverecek bir imkâna sahip değiliz. Keza damarlardaki sertliği de kısa zamanda tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bizim yapabildiğimiz iki şey var:
    1) yükünü mümkün mertebe azaltmak ve,
    2) dolaşımını yeniden tanzim eden, en iyi hekim olan tabiat anaya yardım etmek.
    1. yükünü azaltmak.
    a) yatak istirahatı:
    Bütün vücutta kanı harekete getirmek, onu. her tarafa sevketmek kalbin başlıca vazifesidir. Halbuki şimdi bizzat kendini besleyen damar­lardan biri tıkanmıştır. Kalbe eskisinden daha az gıda, daha az oksijen gelmektedir. Herşeyej rağmen de kalbin vazifesine devamı mecburi­dir, zaruridir. Yaralı organların istirahatı şart­tır. Ama, gel gelelim kalbiniz birazcık, meselâ1 üç dört dakika kadar tatil yapacak olsa haliniz nice olur? Kalbi tel örgü içine alıp tesbit ede­meyiz. O, vazifesine gece gündüz devam etme-i lidir. İşte bütün bu olayları dikkat nazarına alırsak ortada yapacak bir çare kalıyor: o da yatak istirahatidir. Şayet yatağa yarı oturur 3 ziyette, arkanıza birçok yastıklar koyarak, ya­tarsanız, yemeğinizi başkası yedirir, yüzünüzü başkası silerse kalbten istenen iş de asgarî had­de inmiş olur. Unutmayınız ki vücuttaki etlerin en ufak bir hareketi daha fazla kana, oksijene, daha fazla pompaya ve daha fazla kalb çalış­masına, yorulmasına mal olur. Bundan dolayı yatakta ne kadar sakin, sessiz yatarsanız kalbi­nize de kendisini tamir etmek, yamamak için o kadar fazla fırsat vermiş olursunuz. Lâkin hiç hareket etmeden mıhlanmış gibi yatmak ancak îlk birkaç gün içindir. Bunu uzun zaman de­vam ettirmek de fayda yerine zarar verir. Ne­den mi? Bakın anlatayım : insan hiç kımıldama­dan uzun zaman yatarsa muhitte dolaşım yavaşlar. Bir ırmak gayet sakin aktığında içindeki çamurlar, taş topraklar çöker. İşte vücutta da kan akımı yavaşlayınca, bilhassa başka damarlarda da ufak tefek arıza olduğu takdirde, kan kolayca pıhtılaşıverir. Meselâ tam hareket­siz yatanlarda bacak karadamarlarında pıhtı teşekkülü çok görülmektedir. Bazan bacaklar­da husule gelen bu pıhtı (tromıboz) oradan ko­par ve gidip akciğer damarlarından birini ta­kar, buna da (amboli) demıekteyiz. İşte hem. kalbi yormamak, hem de fazla hareketsiz kal­mamak için ikisi ortası bir yol takip edilir: her gün bacaklarınızı çekip bırakırsınız, ayakların parmaklarını oynatırsınız, kollarınızı omuz oynaklarmdan itibaren hareket ettirirsiniz. Biri­sinin bacaklarınızı aşağıdan yukarı doğru sıvazlamak suretiyle masaj yapması da çok iyidir Ama tansiyonunuz çok düşmüş, ter içinde is niz, yani şok varsa her türlü hareketten kaçma­mak şarttır.
    Ne kadar zaman yatakta kalmalısınız? Kalbin ne kadar zaman zarfında kendir tamir edebildiğini bize, köpeklerde yapılan de­neyler göstermiştir. İlim adamları köpekleri uyutmuşlar, sonra göğüslerini açıp kalb damarlarından birini bağlamışlardır, yani deneysel bir miyokart enfarktüsü husule getirmişlerdir. Bunu aynı zamanda meselâ 30 köpekte yapıyorlar. Sonra her gün bir köpek öldürülüp kalbi açılarak kalbteki yaranın ne dereceye kadar düzeldiği araştırılıyor. Acaba köpek kalbi ile insan kalbindeki iyileşme zamanı birbirine eşit midir? diye akla bir soru gelebilir. Nltekim bunu düşünen araştırıcılar da olmuş ve bunları enfarktüsün ilk gününde, bir hafta sonra, îkli hafta sonra, v.s. zamanlarda ölen hastaların kalbini açıp muayene etmişler ve neticede köpek kalbindeki enfarktüsün . iyileşme zamar ile insandaki enfarktüsün iyileşme zamanları arasında hemen hiç fark bulunmadığını görmüş lerdir. Bu araştırmalardan çıkan neticeye re damarının tıkanması yüzünden kandan mah­rum kalan kalb eti parçası yumuşar, gevşek bir hal alır ve bu hal hiçolmazsa iki hafta böyle devam eder. Enfarktüsün başlangıcından itibaren hiçolmazsa üç hafta geçmeden yeter derecede sağlam bir duvar örülememektedir. Bunun içindir ki enfarktüslü hastaların bilhas­sa ilk üç hafta zarfında gayet dikkatli olma­ları, yatakta mümkün mertebe sakin kımılda­madan yatmaları şarttır. Ancak üçüncü hafta­dan sonra iki tarafa dönmeye, serbest hare­ketler yapmaya müsaade edilir. Kalbte tamamıyla sert, kuvvetli bir yama teşekkülü için hemen hemen sekiz hafta geçmesi icap eder. Eskiden hastalar birkaç ay yatakta yatırılırdı, halen bazı Amerikan hekimleri iki haftada yal­taktan çıkmağa müsaade etmektedirler. Bu hususlar sizin durumunuza, göre değişir.

    Kategori Benzerleri

    Tags: , , , , , , , , , , , ,

Health Blogs Health blogs Health Saglik Bilgileri